25 Mayıs 2009 Pazartesi

...

Eskimek korkunç bir şey. Fiziksel olarak değil asla, çünkü biliyorumki ileride buruşmuş gıdığım ve pamuk gibi saçlarımla aynaya baktığımda çok seveceğim kendimi. Ama ruhsal olarak eskimek kadar korkunç bir şey bilmiyorum. Eğer daha 20lerin en başındayken minicik şeylerden hayatı kendinize dar ediyorsanız, o gün yataktan kalkmak için geçerli bir sebep bulamayıp bütün gün limon yalamış gibi geziyorsanız herkesten daha yaşlısınız. Bugün hayatımda ilk kez gittiğim huzurevinden bunu öğrendim. 90 yıllık bellerine taktıkları çantaları ve kahkahalarıyla kermes tezgahının başında çoğumuzdan daha hayat dolular...
Bir de şunu farkettim bir şeyler başarabilmenin, yaptıklarınla ailen ve çok çok önemsediğin insanlar tarafından takdir ve destek görmenin hele bir de üstüne bunu sevdiklerinle çığlık ata ata paylaşmanın verdiği his, gondola binmenin hissettirdiğiyle aynıymış :) Hayatta hiç durmamak, koşmak, koşmak, koşmak lazımmış...

(p.s. : Hayatımı halı gibi silkelemek istiyorum. Gereksiz bomboş insanlar kopup gitsin diye... Ohf...)

21 Mayıs 2009 Perşembe

Geç kaldım ama geldim :)

Yeşil kapaklı defterime ilişti gözüm. Kim bilir gecenin hangi vaktinde ya da hangi vapur yolculuğu sırasında karalanmış, kargacık burgacık yazılarla dolmuş, ağlayarak yazılan sayfalarının 3 sayfa önceki mutlu anları ıslattığı ve bütün bir üniversite hayatımın minik bir özetine sahip yeşil defterim... Üniversitenin ilk günü almıştım yepyeni bir hayat başlıyor diye. Asıl hayat şimdi başlıyor. Ve ben yeni bir deftere yazmak yerine ay ışığının aydınlattığı odamda, yatağımın üstünde bağdaş kurmuş yeni bloguma ilk yazımı yazıyorum. Bir anda yazılarımı birçok insanın okuması fikri çok eğlenceli geldi, halbuki biri günlüğümü açıp okusa pek kızabilirdim :) Dedim ya yeni bir hayat başlıyor. Erken gidenlerle, geç kalanlarla, yeni kurduğum hayallerle ve hedeflerimle... Her şey çok güzel olacak biliyorum. 16 senelik profesyonel görünümlü ama bir o kadar amatör ruhlu öğrencilik hayatım Dorothy'ye doğru uçurduğum kepimle birlikte 14 Haziranda sona erecek ama ben geriye dönüp baktığımda şunu farkediyorum ki ben aslında okumayı hiç sevmemişim. Artık aklımdakileri önüme koyabileceğim bir dolu zamanım var. İstediğim kadar uçup istediğim yere konabileceğim. Sadece kayısı mevsiminin gelişinden ya da ayak ucumda 2 kedinin birden uyumasından değil tarifi nasıldır bilmediğim bir sebepten ötürü mutluyum işte :)
N.